Eğitim Kampüsleri

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kampüsleri Ulusal Mimari Proje Yarışması
2013/Haziran
Proje: OfficePAN

Günümüz toplum bireyleri, ara yüz kullanımının yaygın olduğu ve birbirleriyle efektif etkileşime geçemediği sanal platformlar üzerinden sosyalleşerek haber alma özgürlüğünün doruk noktasında yaşamakta, fakat fiziki temas gerektiren sosyo – kültürel etkinliklerin dışında yer almaktadır. Bu bağlamda kişinin iç dünyasında halk içinde kendini birey hissetmekten çok, birey sınırları dâhilinde var olma mücadelesi yaşanmaktadır. Oysa optimum fayda sağlayacak düzeyde farklı platformlardan faydalanma amacı ile kişi kendisini geliştirir, ruhen zenginleşir ve bilinci daha sağlam karar verme, düşünme mekanizmasına dönüşür.

Elbette bu süreç dâhilinde kişinin farklı düşünce, farklı gayret ve farklı disiplinlerden kimseler ile irtibatı olmalıdır / olacaktır. Karşılıklı fikir alışverişinin olduğu, sosyallik olgusunun tam anlamıyla gerçekleştiği, farklı fikirlere açık & duyarlı ve sonucunda ders çıkarıp kendini geliştirmeyi sağlayan ortamlar bireyin hayatında dönüm noktası niteliğinde kavşaklardan oluşacaktır. İşte bu kavşaklardan biri, belki de en önemlisi ilköğretim & ortaöğretim düzeyindeki eğitim kurullarıdır.

Makro düzeyde, sınırlandırılmış zonlar içerisinde farklı mesleki & sanat gruplarının yer alacak olması açıktır. Yükseköğretim kurumlarında söz konusu gruplara yönelik verilen eğitimin münferit bir yerleşkede gerçekleştirilmesi, bireylerin ya da grupların birbirleri ile etkileşimini arttırmakta; sosyal olma yolunda önde senaryolardan birini üstlenmektedir. Oysa kendi ülkemiz dışında farklı ülkelerde de aynı anlayış ile biçimlenen örgün öğretim kurumları, toplumsal eylemleri alışkanlık olmaktan çıkararak model olma yolunda ilerletmektedir. Söz konusu anlayışın ülkemizde aplikasyonu da farklı disiplin / gruplara aynı mekânda eğitim veren bir kampüs biçimlenişiyle mümkün olabilir. Bu bağlamda eğitim kurumlarına ev sahipliği yapacak mekânlar, yalnızca asal işlevinin gerektirdiği barınma mekânı dışında eğitim aracı olarak da görev üstlenecektir.

Okul yapıları, alınan eğitimin ve öğretimin ne kadar kaliteli olabileceğinin, çocukların yaşam hakkı, gelişim hakkı, katılım hakkı gibi uluslararası insan hakları belgeleriyle koruma altına alınmış haklarının ne ölçüde korunup gerçekleşebileceğinin sınırlarını çizer. Eğitimde çocuğun yararına öncelik tanıyıp tanımadığı, eğitimin çocuğun ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir olup olmadığı ve istisnasız tüm çocuklar için erişilebilir olup olmadığı, okulun fiziksel koşulları ve tasarımı ile yakından ilişkilidir.

Bu bağlamda tasarlanan Iğdır Eğitim Kampüsü, birey olma yolunda ilerleyen çocuklara verilecek eğitimin verimli bir şekilde işlenebilmesi ve lineer bir döngüde ilerletilmesi, şüphesiz fonksiyonel, sosyal gereksinimleri göz ardı etmeyen ve sürdürülebilir eğitim mekânları ile gerçekleşmelidir.

“Sürdürülebilirlik” genelinde bahsi açmak gerekirse; karşımıza niteliksel yönleriyle birbirinden farklı konu başlıkları çıkar. Bunlardan biri olan sosyo – kültürel sürdürülebilirlik; halk özünde ve davranışlarında, gelenek & göreneklerinde farklı ya da aynı ortamlar ile etkileşim sonucu ortaya çıkan folklorik kimlik özelinde devamlılığı amaçlar. Bunun için gerekli kıstaslar sosyal olma (etkileşime girme), halk özünde enformatik ve ahlaki gelişim, bunun yanında tecrübeyi arttırma gayretidir. Söz konusu ölçütlerden realitede karşılığı belki de en zor çözümlenebilen “sosyal” olma durumu, üzerinde durulması gereken önemli bir alt başlıktır. Kendi içinde yaşayan ve var olan; bunu yaparken (servis alışverişi hariç) dışarıdan kopuk sosyal yaşantı sahnesiyle bütünleşik konvansiyonel kamu binaları yerine özel – tüzel dengesini kurabilen organik bina çözümleri günümüz mimari eğilimleri içerisinde sıkça denenen bir olgudur.

Iğdır Eğitim Kampüsü tasarımında da yukarıda sıralanan bu dinamikler, projelendirilen mimari tutum için röper noktası teşkil etmektedir. Mimari tasarım ve program gibi farklı nitelikte iki öznenin aynı dilde bütünleşik çözümü için sarf edilen çaba, “sosyal” organik bina anlayışı etrafında şekillenmiştir.

Bu bağlamda, kampüs dâhilinde farklı birimlerin aynı çekim noktalarına açılması için oluşturulan bir ana meydandan röper alınırken işlevsel gereklilikleri nedeniyle ayrışması lineer güzergâhlar sayesinde sağlanmaktadır. Böylece proje alanında ağır programın adeta arazinin istediği şekilde yerleştirilebilmesi mümkün olmuştur. Ana meydanın tüm birimler ile görsel ve işlevsel bağlantısının kuvvetli olmasının yanında farklı programların seperasyonu da bu meydan sayesinde mümkün olmaktadır. Lineer kaburgalar doğru yönlenmeye de izin vererek yapı fiziği anlamında performatif tasarım ilkesinin göz önünde tutulmasına müsaade etmiştir.

Yaklaşık 10.000 öğrencinin günlük yoğun kullanımına maruz kalacak olan eğitim kampüsü, barındırdığı yoğun programa karşılık maruz bırakılacağı hedef kitlesine daha insancıl bir tutumla sergilenebilmesi için yapı bloklarında parçalanmaya ve sıcak malzemeler kullanımına gidilmiştir. Kullanıcılara çok da yön duygusunu kaybettirmeden zengin vista seçeneklerini vaad eden, bunu yaparken mekânlar arası hiyerarşiyi kurgulayabilen, gelişime açık çizgisel bir aks sistemiyle sonlandırılmayan kampüs kurgusu; davranışsal anlamda adeta organik gelişim gösteren kent merkezleri gibi, fakat analize edilmiş bir arka plan da barındıran biçimleniştedir. Bu bağlamda çekim noktaları, niteliksel zenginliği, barındırdığı yaşantıyla var olan kent kurgusu, kampüs ölçeğinde minimize edilmiştir.

İklimsel verilerin de önemli parametre olarak alınması gereken Iğdır ölçeğinde, yapı biçimlenişleri de bu yönde geliştirilmiştir. Kar yükü vb. dış ortam etkilerinin içe aktarılmaması için uygun çatı tipi seçilmiş, kullanıcıların yoğun olarak bulunacakları mekân dizileri güneye yerleştirilmiş, kuzeyde ise özellikle dersliklerin yer aldığı bloklarda ilgiyi sürdürme gücü yüksek dekoratif duvar öğeleri kullanılmış, spor alanları kendi arasında biçimsel örgütlenişe izin verecek şekilde kurgulanmıştır. Kampüsün şehir hayatına entegrasyonuna izin verecek sosyal alanları (spor merkezi, konferans salonu) da meydan ile iç içe olduğu kadar stabilize yola da yakın tutulmuş, günün her hangi bir saati için asal kullanıcıların ayrışması sağlanmıştır.

Ekolojik anlamda, yükseltilmiş zemin katı döşemesi ve çatı mahyalarında yer alan açıklık ile sıcak havalarda doğal havalandırma sağlanabilmektedir. Bunun yanında yeşil öğenin yapılaşmaya nazaran daha yoğun kullanılabilmesi maksadıyla bloklar ile güzergâhlar arasında perde görevi üstlenecek şekilde kullanılmış; kanalın kuzeyinde kalan alana ise bitkilendirme dışında hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Pasif ekolojik sistemlerin kullanıldığı, fakat çok detaya inilmediği tasarımda ekolojik sürdürülebilirlik de önemli bir kriter olarak var olmayı sürdürmüştür.

Yapı gabarisi, yol kotunun referans alınması ile saçak ucundan 14.00 m rölatif değerine ulaşır. Meydandan içeri girerken sağ tarafta kalan bloklar dersliklere ev sahipliği yapacak yapı grubunu temsil etmektedir. Yoğum yağışların yaşandığı Iğdır bazında, öğrencilerin ders etkinliği dışında diğer etkinliklerine ev sahipliği yapacak diğer sosyal yaşantı uzantıları, dersliklerin açıldığı kapalı teneffüs ve etkinlik alanları sayesinde gerçekleştirilebilmektedir. Kreş bloğu da söz konusu blokların ucuna yerleştirilerek kendi oyun havuzundan faydalanabilmekte, farklı yaş gruplarının ergonomik anlamda rahatsız edici etkileşiminden sakınılmaktadır.

Meydan platosunun sol yanında yer alan yurt binaları ise aynı mevzide kümelenen sosyal birimler ile içli dışlı tasarlanmasına özen gösterilmiştir. Bu sayede tüm gün yaşaması gereken bu birimler, birbirlerini besleyecek ve günün her saati aktif olması sağlanacaktır.

Blokların mimarisinde, iklimsel verilerin kuvvetli bir parametre olarak kullanımına izin verecek şekilde biçimlenişe gidilirken yapı dillerinin kişiselleştirilebilmesine de özen gösterilmiştir. Bu bağlamda farklı çatı eğim ve yönelimlerinin yanı sıra, malzeme ve renk ayrımıyla da kullanıcı istediği röper anlamı kendisi koyabilmektedir.

İşte bu kıstaslar ışığında tasarlanan Iğdır Eğitim Kampüsü, ekolojik ve sosyal mekan olgusunu birincil sıraya koyarak her program maddesinin yüksek işlevsel verim ile karşılanabilmesini ve ön meydanı & kaburgalarıyla organik sosyal yaşantıya yön vermeyi hedefler.

Share Project :